Bir Kitap Bir Film

Umudun Kanadında

‘Hepimiz Göçmeniz’ projesi kapsamında oluşturulan ‘Bir Kitap Bir Film’ etkinliğinde bu hafta; Uluslararası Göç Film Festivalinde gösterime giren “Umudun Kanadında” haber belgeselinin analizi yapıldı. Rukiye GÜLERCE moderatörlüğünde gerçekleşen görüşmeye Grup Farkındalık üyeleri ve gönüllü katılımcıların yanı sıra belgeselin yapımcısı Zehra YILMAZ’ da katıldı. Yılmaz belgesel süreci boyunca yaşadığı deneyimleri değerli katılımcılara anlatırken; belgeselde gösterilen her karenin gerçekten yaşandığını, kurgu olmadığını belirtti.

“Burada oyuncu yok, her şey gerçek”

sözleri ile haber belgeselinin yaşanmış, gerçek hikayelerden oluştuğunu belirtti. Yılmaz; bunun yapılmasının önemini ise dile getirdiği şu sözlerle ifade etti.

” Bu belgeseli bankadan kredi çekerek yaptım. Çünkü bunun yapılması lazım. Birinin bunu izlemesi, bunun insanlarla buluşması lazım. Televizyonda alya bebek sahile vurdu haberini duyuyoruz. Peki ama sahile nasıl vurdu? Bilmiyoruz. Ben burada bu yüzden onlarla yaşamak istedim. Ve Yaşadım…”

Göç hareketlerinin başladığı süreçte yaşadığı ve belgeselde de yer verdiği, hayatında iz bırakan bazı deneyimlerini anlattı. Bu deneyimlerin başında; Göçmenlerin yolculuk yaptığı bir bota binmesi geliyordu. Yılmaz bu deneyimini şu sözlerle anlattı.

“ 5 mülteci ile bodrum’dan bota bindim. Biraz yol aldıktan sonra bot su almaya başladı. Ayakkabılarla suları atıyoruz. Aslında bizi yunan sahil güvenlik gördü. Gördükleri halde gelmediler. Ben orada ya çekim yapacaktım ya da o insanların hayatını kurtaracaktım. Çünkü benden başka yüzme bilen kimse yoktu. Gazetecilik bu değil, sen insansın dedim. Sağlam bir can yeleği almıştım. Onu hemen küçük bir kıza giydirdim. Onların can yelekleri o kadar kötü ki; son paraları ile bu yelekleri alıp, bu botlara biniyorlar. Yardım çağırmak için hemen suya atladım. O ana kadar iyi bir yüzücü olduğumu düşünmüştüm. Suda ayaklarım tutmuyordu. O insanların yüzme bilmedikleri düşüncesi beni çok ürkütüyordu. Hayatımda ilk kez ölümü hissettim. Suriye’de daha önce bomba altında kalmıştım. Ama bu karanlık sularda yüzme bilmeme düşüncesi çok kötüydü ve botta bir kişi dışında kimse yüzmeyi bilmiyordu. O botun batması onların ölmesi demekti. O kadar zor koşullarda yolculuk yapıyorlar ki…”

diyerek yaşamış olduğu deneyimi katılımcılarla paylaştı. Bu kısımda göçmenlerin yarın ne olacağını bilmeden, yaşam ve ölüm arasındaki sınırda bir mücadele verdiklerini belgeselde de gösterilen karelerden anlattığını belirtti. Görüşme bu şekilde katılımcıların sorularını Yılmaza sormaları ve Yılmazın da cevaplaması şeklinde ilerlerken; görüşmenin sonunda Yılmaz; sadece yazmak veya okumak değil, bir gazeteci olarak yaşadığı deneyimleri içselleştirdiğini dile getirdi.

“Gazetecilik demek sadece onu çekmek değil, içselleştirmek demek. Ben çekerken yaşıyorum. Oraya gittiğimde ben de onlardan biriyim. Benim ruhum mülteci… Bu çok önemli bence çünkü bir insan içselleştirdikçe anlamaya çalışır. Ben bunu yapıyorum. Bu yüzden arkadaşlarım bana hep ‘senin ruhun mülteci Zehra’ diyorlar, çünkü mülteciler ile birlikte iken; bende bir mülteciyim. ”

sözleri ile kendini ifade etti. Sözlerini bu şekilde noktalarken; göçün, göçmenliğin sanatla çok güzel ifade edilebileceğinin yanında; sorumluluk bilinciyle durmamız, bir şeyler yapmamız gerektiğini, Haberlerde yayımlanan görüntülerin arkasında bir yaşama mücadelesi, büyük hikayeler, acılar, hayaller ve bazen hayal kırıklıklarının olduğunu anlamamızı sağladı. Bazen karşımızda duran yüzlerin, yüreklerin zor koşullar altında, ölüm riskini göze alarak kaşımıza geldiğini anlamış olduk. Bir kez daha göçün, göçmenliğin herkesin ortak kaderi olduğunu anlamakla birlikte; her birimizin göçeceği bu dünyada ruhunun göçmen olduğu düşüncesi zihnimizde vücut buldu… Film kritiğini bu şekilde noktalarken; yaşamış olduğu deneyimleri bizlere anlatan; yeri geldi mi duygulandıran, yeri geldi mi cesaret veren ve adeta mültecilerin sesi olan Zehra Hanıma, kritik boyunca güzel moderatörlüğü ve bizleri Zehra hanımla buluşturduğu için Rukiye Gülerce ve grup liderimiz Hakan Gülerce hocalarımıza, değerli katkıları için Fatma Güzin Ağca Varoğlu, Ekrem Demir, Cemal Yıldız hocalarımıza ve grup farkındalık ekibinin yanında etkinliğimize gönüllü olarak katılan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Umudun kanadında uçmak dileği ile…

Author : Berrin Çoban

Farklılıklar dikkatini çeken, gençliğinin tüm enerjisini faydalı işlerde harcamak isteyen bir sosyoloji meraklısı 🌈😇

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *