Göç Söyleşileri (Turkish)

GÖÇ SÖYLEŞİLERİ/13 “YARIM KALAN HAYALLERİMİ GERÇEKLEŞTİRMEYE GELDİM”

“Hepimiz Göçmeniz” projesi adı altında oluşturulan ve Salı Günü 22.00’da @Hgocmeniz İnstagram hesabında yayınlanan “Göç Söyleşileri” programının on üçüncü haftasında konuk isim; Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni aynı zamanda Şanlıurfa’da kendisine ait bir dil kursu kuran Shadi BELAL oldu. Grup Farkındalık üyesi Berrin ÇOBAN moderatörlüğünde ilerleyen yayında genel olarak “BELAL’ın Göç Yolculuğu ve Göçmenlik Hikayesi ” konuları konuşuldu. Bu bağlamda ilk olarak; BELAL’e Göçmenlik serüveni soruldu.

-“Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden işittiğimiz bir söz var. ‘Her göç bir insan, her göçmen bir hikayedir’ diye. Sizin göçmenlik hikayeniz nasıl başladı?” Sorusu üzerine BELAL;

“Aslında göçmenlik hikayem değil de göçmenlik hikayelerim diyebilirim. Ben Türkiye’ye iki defa göç ettim. İlk gelişim; 2003 yılında henüz 17 yaşındayken Üniversite okumak içindi. Yani isteğe bağlı bir göçtü. Ama ikinci gelişim zorunlu bir nedenden dolayıydı. Ülkemde savaş vardı. Biz bu olayların yakında biteceğini düşünerek başta ülkede kalmayı düşünüyorduk. Fakat bir yıl geçti, iki yıl geçti ama olaylar bitmedi. 2013 yılına kadar ülkemde kaldım. 2013 yılında baktık çaresi yok Türkiye’ye ikinci defa gelmeye karar verdim. Çünkü seçeneklerimiz şunlardı; ya evimizde kalıp ölmeyi- öldürülmeyi bekleyecektik, ya bir tarafı tutup silah kaldırarak başkalarını sebepsizce öldürecektik ya da güvenli bir yere göç edecektik. Biz de Türkiye’ye gelmeye karar verdik. Aslında Türkiye benim ikinci ülkemdir. Kısacası ikinci defa Türkiye’ye geldim ama bu sefer irademiz dışında gerçekleşen bir karardı. Özgürce verdiğimiz bir karar değildi. Şimdi hatırlıyorum. 2003 yılında geldiğimde evet gözyaşlarım vardı. Ama bir şekilde mutluluk gözyaşlarıydı, hayallere kavuşma gözyaşlarıydı. Ama 2013 yılında geldiğimizde gözyaşlarımız farklıydı. Orada aileni, çocuklarını, geçmişini hiçe sayıp başka bir yerde yeni bir hayata sıfırdan başlamak çok zordu. Böylece Türkiye’ye gelmemiz gerçekleşti. İlk geldiğimizde Şanlıurfa’daydık. Hala Urfa’dayız.”

Sözleri ile Göç yolculuğunun başlangıç noktasını dile getirmiş; Türkiye’ye iki farklı şekilde göç ettiğinin altını çizmiştir. İkinci olarak BELAL’e göç sonrası yaşadığı süreç sorulmuştur.

-“ Şanlıurfa’da kendinize ait bir kurs merkeziniz var. Aynı zamanda Sosyoloji bölümü de okuyorsunuz. Aslında göç sonrası başarı temelli bir süreciniz olmuş. Bu sürecinizi bizlerle paylaşabilir misiniz? Göç sonrasında Şanlıurfa’da neler yaptınız?” soruları üzerine BELAL;

“Ben eğitime çok önem veren bir ailede büyüdüm. Bundan dolayı eğitime çok önem veririm. Benim için yaşamak; yemek, içmek, gezmek, vs. değildir. Benim için yaşamak her gün yeni hedefler koymak ve o hedefler doğrultusunda ilerlemektir. Türkiye’ye ölümden kaçmak için gelmedim. Sonuçta hepimiz bir gün öleceğiz. Ama kimse öldürülerek ölmek istemez. Biz bir şekilde ölümden kaçtık ama aynı zamanda yarım kalan hayallerimi gerçekleştirmeye geldim. İlk geldiğimizde durumlar çok zordu. Maddi ve psikolojik anlamda zor bir ortam vardı. Göçümüzün kalıcı olacağını düşünmüyorduk. Bir iki ay içinde ülkemizdeki durumlar iyileşir biz de geri döneriz düşüncesindeydik. Fakat aylar yıllar geçti, artık geri dönüşü olmayan bir yolda olduğumuzu fark ettik. Fark ettikten sonra kendime yeni hedefler koymaya karar verdim. Benim asıl mesleğim Türkçe Öğretmenliği. Sınıfı, tahtayı, öğrencilerle iletişim kurmayı çok seviyorum. Şanlıurfa’da iki arkadaşımla birlikte Türkçe eğitim veren bir dil kursu açmaya karar verdik ve 2014 yılında açtık. Kursumuz altı yıldır faaliyet gösteriyor ve hala da devam ediyor. İki bine yakın insana Türkçe öğrettik. Bine yakın öğrenciyi üniversiteye gönderdik. Çok büyük bir kısmı da geçen sene mezun oldu. Urfa’daki veya Türkiye’deki yabancıların özellikle Suriyelilerin en büyük sıkıntısı dil bilmemek. Bizde elimizden geldiğince onlara Türkçe öğrettik ve hala devam ediyoruz. Sosyolojiye gelirsek; öğrencilerimden hep “Hocam, biz hem çalışıyoruz hem de Türkçe öğreniyoruz. Bir de üniversiteye gideceğiz. Hem iş hem ders bize zor geliyor” sözlerini işitiyordum. 17-18 yaşındaki bu gençler hayatlarının en verimli çağında iki işi bir arada yaparken zorlanıyordu. Ben de kendime “ Acaba hem çalışıp, hem bir aileye bakıp hem de yeni bir bölüm okuyabilir miyim ?” diye sordum. Ve bu tecrübeyi yaşamak istediğimi fark ettim. Sosyoloji bölümüne de çok ilgiliydim. Okumak için başvurdum ve istediğim bölüme kabul edildim. Şuan iki yıl bitti, üçüncü yıldayım”

Sözleri ile kurs merkezi açma ve yeni bir bölüm okuma serüvenini anlatmıştır. Tam bu noktada göçün BELAL’e kazandırdıkları sorulmuştur.

-“ Çoğu zaman göçün kaybettirdiklerini konuşuyoruz. Bugün ‘sosyoloji bölümü okuma fırsatım oldu’ dediniz. Aslında bu da göçün size kazandırdığı bir şey değil mi? Göç size ne kazandırdı diye sorsam neler söylersiniz? “ soruları üzerine BELAL;

“Göç, literatürde çok üzücü terimler barındırıyor. ‘ göç yoksulluktur, göç ülkeni terk etmektir, göç geçmişi unutmaktır, göç vahşi bir hayvana benzer aslında özellikle zorunlu göç. İnsandan her şeyini alır; geçmişini alır, çocukluğunu alır, mutluluğa hevesini alır. Kendi ülkesinden, ailesinden koptuktan sonra insan çok zor duygular yaşar. Hatta bazen duygusuz bir şekilde yaşar. Ben bu süreci yaşadım. Bir süre hiçbir şeye ilgi duymamaya başladım. Benim için her şey aynıydı, anlamsız olacak diye düşünüyordum. Göçün insana neler kazandırdığını düşünürsek; göçte güç vardır aslında. Ama tabi ki insan isterse. O günlerde ben o gücümü oğlumun bakışlarından aldım. Buraya geldiğimde küçük oğlum iki aylıktı. Artık 7-8 aylık olduğunda gözlerine bakıp, kendime soru soruyordum. ‘ Sen bu hayattan vazgeçebilirsin, peki bu çocuğun suçu ne? Bu çocuğun gözündeki parlaklığı ne yapacaksın? Sen böyle güçsüz kalmaya devam ettikçe o çocuk gücünü nereden alacak? ’ Ben o çocuk için aslında toparlandım. Karşılaştığım tüm engellerin üstesinden gelmeye karar verdim ve bir gün uyandım. ‘ Hadi Başlayalım’ dedim. Sıfırın altındasın, diptesin ama artık bu dipten kurtulmam lazım dedim. Bundan sonra kanatlarımı açıp, uçmaya karar verdim.”

Sözleri ile göçün aslında bünyesinde bir güç barındırdığının da altını çizmiştir. Program akışı spontane bir biçimde ilerlerken; son olarak BELAL’e göçmen bavulunda neler getirdiği sorulmuştur.

-“ Göç ederken göçmen bavulunuzda somut eşyalardan ziyade, neler getirdiniz?” sorusu üzerine BELAL;

“Benim annem 2003 yılında vefat etti. 2010 yılında annemin mezarına bir çiçek dikmiştim. 2013 yılına kadar köye her gittiğimde o çiçeği sular, kokusunu alırdım. Artık gelirken bavuluma, annemi bir daha göremeyeceğimi düşündüm. Mezarına gittim, konuştum, ağladım ve bavuluma bir avuç toprak koydum. Babamın bir ayakkabısını aldım ve bavuluma yerleştirdim. Sadece bir tekini aldım çünkü ben o ayakkabının altındaki toz sayesinde buraya, bu başarılara geldim. Babam gece- gündüz çalışırken ben sıcacık odamda oturuyor, oyun oynuyordum. Ben yüksek puan aldığım için övünüyordum ama asıl bu başarının ardındaki sır o ayakkabının altındaki tozdu. Aldım ve ona söylemedim. Üç yıl sonra Urfa’ya geldiğinde babama anlattım. Duygu olarak annemin ruhunu ve babamı düşünerek geldim. İlk gelişimde bavulumu heyecanla yerleştirmiş, hayallerimi ve umutlarımı koymuştum. Ama ikinci defa geldiğimde bavulumu ben değil, kız kardeşlerim ağlayarak hazırlamıştı. İçine ne koyduklarını dahi bilmiyordum. Duygu olarak ikinci göçümde bir şey yoktu. Neden gittiğimi bilmiyordum, neden kalmadığımı da bilmiyordum.”

Sözleri ile göçmen bavuluna yerleştirmiş olduğu duyguları dile getirmiş; iki göçünde göçmen bavuluna yerleştirdiği duyguların farklı olduğunu belirtmiştir. Program akışı bu şekilde sonlanmıştır.

Başta; davet isteğimizi kabul edip, yayınımıza deneyimleri ve göç hikayesi ile renk katan saygı değer Shadi BELAL hocamıza, yayın süreci boyunca moderatör olup, yayın akışını ilerleten Grup üyemiz Berrin ÇOBAN arkadaşımıza , yayında ve yapımda emeği geçen herkese ve son olarak yayın süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan izleyicilerimize sonsuz teşekkür ederiz. Daha çok hikaye ile karşılaşmak ve her daim umutlu olmak dileği ile …

Author : Berrin Çoban

Farklılıklar dikkatini çeken, gençliğinin tüm enerjisini faydalı işlerde harcamak isteyen bir sosyoloji meraklısı 🌈😇

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *