Göç Söyleşileri (Turkish)

GÖÇ SÖYLEŞİLERİ/8 “KARANLIĞIN İÇİNDEKİ IŞIĞI GÖRMEYE ÇALIŞTIK”

“Hepimiz Göçmeniz” projesi adı altında oluşturulan ve her Pazar günü 22:00’da @Hgöçmeniz İnstagram hesabında yayınlanan “Göç Söyleşileri” programının sekizinci haftasında konuk isimler; “Birlik Kuvvettir” proje ekibi üyeleri Ayşegül DEMİREL, Zeynep GEZENÇİFTÇİ ve Abdulrahman ALSALH oldu. Grup Farkındalık üyesi Nur Selin AKAR moderatörlüğünde ilerleyen yayında genel olarak “Birlik kuvvettir ekibi ile göç konusu ve proje deneyimleri” üzerine konuşuldu. Bu bağlamda yayına ilk bağlanan isim DEMİREL oldu. Kısaca kendini tanıttıktan sonra göç çalışmalarına nasıl başladığını ve Erasmus Projesinde edindiği deneyimleri izleyicilere aktardı.

“ Ayşegül Hoş geldin. Bize göç çalışmalarına başlama sürecini ve proje deneyimlerini anlatabilir misin?” sorusu üzerine DEMİREL;

“Merhaba, ben Ayşegül DEMİREL. Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Bugün göç çalışmalarına nasıl başladığımı anlatacağım.

Öncelikle Şanlıurfada göçmen nüfusunun fazla olması sebebi ile göç ve göçmenlik konuları ile iç içeydik. Zaman içerisinde bu kavramlar dikkatimizi çekti ve bizde bir merak uyandırdı. Bu merak dolayısı ile GAP Gençlik Merkezinde Sosyal Uyum eğitimlerine katıldık. Mülteci arkadaşlarımız ile tanıştık. Onların sorunlarını birebir hissettik. “Bu tür eğitimler ile nereye gidebiliriz?” sorusunu düşündükten sonra kendi projemizi yapmamız gerektiğini anladık. Bu noktada “Sosyal Uyum ve Liderlik” eğitimine katıldık. Bu eğitim sonrasında kendi projemizi kendimiz yazacaktık. Benim projem “Okul Boyama” projesiydi. Şanlıurfada bir köy okulunu on mülteci, on Türkiyeli arkadaşla beraber boyadık. Ve çok olumlu geri dönütler aldık. Sonra bu projeleri ilerletmeyi düşündük. Bu konuda bölüm hocalarımızdan Hakan GÜLERCE hocamız bize çok yardımcı oldu. Bizlere Erasmus projesini anlattı. Biz de bu proje fikrini çok beğendik. Fakat bir sorunumuz vardı. O da dil bilmemekti. Bu konuda hocamız bize destek oldu . kendimizi geliştirmek için kursa gittik. Proje yazım aşamasında çok zorluk çektik çünkü neyi, nasıl yapacağımızı bilmiyorduk. Ama başaracağımıza inanıyorduk. Çaba ve yoğun bir çalışma sonunda projemizi yazdık. Ve gönderdik. Projemizin ismi “ Birlik Kuvvettir”, Grubumuzun ismi de “Sun İn The Dark” şeklindeydi. Bekleyiş günlerinden sonra projemizin geçtiğini öğrendik ve çok mutlu olduk. Almanya’dan, Ukrayna’dan ve Moldova’dan arkadaşlarımız geldi. Dil sorunumuzu hiç problem etmediler. Biz onlardan İngilizce, onlar da bizden Türkçe öğreniyordu. Yani bir etkileşim halindeydik. Beraber unutamayacağımız anılar yaşadık. Benim için en özel anı da aile ziyaretlerinde proje ortaklarımızın çocuklara sarılmaları ve aileler ile ilgilenmeleri olmuştu. O an gerçekten bir ekip olduğumuzu hissetmiştim”

Sözleri ile göç yolculuğunu anlatmış, Erasmus projesinde edindiği deneyimleri dile getirmiştir. Yayına bağlanan ikinci isim de GEZENÇİFTÇİ olmuş, o da proje uygulama sürecini anlatmıştır.

“Zeynep hoş geldin. Projenizin içeriği nasıldı? Proje uygulama kısmında ne tür faaliyetler yaptınız? “ sorusu üzerine GEZENÇİFTÇİ;

“Merhaba ben Zeynep GEZENÇİFTÇİ. Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Bugün proje içeriğinden ve Projemizin uygulama kısmından bahsedeceğim.

Projemizin ismi “Birlik Kuvvettir”, Grubumuzun ismi ise “ Sun İn The Dark” Hakan Hocanın yanına bu isimlerde anlaştığımızı söylemek için gittiğimiz zaman Sun İn The Dark ismine şaşırdı ama tabi sonra anladı. Biz aslında karanlığın içindeki ışığı görmeye çalıştık, göçü çalışmakla beraber. Projemizin geçmesi hepimizi mutlu etti, özellikle mezuniyetimizden sonra uygulanacağı bizleri daha da mutlu etti. Çünkü mezuniyet sonrasında insanlar bir boşluğa düşebiliyor. Bu boşluğun tamamlanmasında bu proje bizi çok motive etti. Proje uygulama kısmında; ilk gün dinlenme günüydü. Ortaklarımız uzun yoldan gelmişti. Ve dinlenmeleri gerekiyordu. Biz de müsaade ettik. İkinci günde; centaur fair diye bir uygulama yaptık. Anlamı da her ülkenin kendine ait özelliklerini taşıyan küçük nesneler getirmeleri ve o nesneler üzerinden kültürlerini tanıtmalarıydı. Bu şekilde farklı bir ortam yakaladık. Daha önce Suriyeli arkadaşlarımızla da böyle bir projemiz olmuştu ama farklı bir ortamı ilk defa bu projede yakaladık. Kısacası farklılıkların zenginlik olduğunu bu projede anladık. Bundan sonra göçmen evi ziyaretleri yaptık. Arkadaşlar kendileri ile birlikte hediye getirmişlerdi. Gerçekten harika bir ortamdı. Sonra Haliliye Belediyesini ziyarete gittik, sabahları çorba dağıtıldığını öğrendik. Hakan hocam “biz de dağıtmaya gelelim” dedi. Çok sevindik. Ertesi gün sabah o saatte herkes uyanmıştı. Bu bizi çok duygulandırdı çünkü projemizin ismini gerçekleştirmeye baştan başlamıştık bile. Bir birlik vardı. Bundan sonra Harran Evlerine, Gastronomi müzesine, Suriyeli çocukların koro sergisine gittik. Çok güzel ve keyifliydi. Her gün “menti” adı verilen ‘günü değerlendirme programı’ ile günü kapatıyorduk. Bunlar haricinde ebru sanatı ile ilgili de bir deneyimimiz oldu. Burada “sanatın bir dile ihtiyacının olmadığını, hep birlikte olmanın verdiği ahenk ile oluşturduğumuz şeyleri birbirimize göstererek sevinebilmenin mümkün olduğunu ” anladık. Son günden bir gün önce ülkeler karışık olacak biçimde gruplara ayrıldık, birlik kuvvettir adına bir şeyler yaptık. Son gün geldiğinde çok üzgündük. Gitmelerini istemiyorduk, onlar da gitmek istemiyordu. Bize küçük hediyeler bırakıp gittiler.

Sözleri ile proje uygulanma sürecinin dolu dolu geçtiğini, farklılıkların bir arada büyük bir ahenkle durduğunu dile getirmiştir. son olarak yayına ALSALH bağlanmış, spontane bir biçimde deneyimlerini aktarmıştır.

“Abdulrahman hoş geldin. Kısaca kendini tanıtabilir misin?

” Merhaba. Ben Abdurrahman ALSALH. Suriye’den üç yıl önce geldim. Suriyeliyim. Şuan veterinerlik okuyorum. Ailem Suriye’de. Türkiye’de yalnız yaşıyorum.”

ALSALH kendisini tanıttıktan sonra Moderatör Nur Selin AKAR eşliğinde sorular sorulmuş, ALSALH da cevaplamıştır.

“Türkiye’ye gelirken belirli şeylerle geldin. Türkiye’de olmak nasıl bir şey? Hangi amaçla geldin? Şanlıurfada olmak nasıl bir duygu?” soruları üzerine ALSALH;

“ilk başta Şanlıurfa’ya geldim. Bir akrabam ve arkadaşlarım burada. Avrupa’ya gitmeyi hiç düşünmedim. Orada kültürler farklı. Urfa bizim kültürümüze çok yakın. O yüzden Urfa’ya geldim. İlk başta bir amacım yoktu. Yani ölümden kaçtım. Bu yüzden neşesizdim. Ama hayata devam etmem gerekiyordu. İş aradım. Bir yıl çalıştım. Sonra okumam gerekiyordu. Ders çalıştım. Urfa’da Türkçe öğrenmek çok zor. Çünkü Arapça ve Kürtçe konuşuluyor. Bir de akademik Türkçeden farklı konuşuyorlar. Bunun için üç yıldır buradayım ama akıcı bir şekilde Türkçe konuşamıyorum. Sonra gençlik merkezine gittim. Orada ayşe, Zeynep, cansu ve fatmayla karşılaştım. Onlarla ilk projemizi yaptık.”

Sözleri ile Urfa’ya geldiği süreci kısaca anlatmıştır. ikinci olarak; birlik kuvvettir ekibi ile yaptığı okul boyama etkinliği sorulmuştur.

“Birlik Kuvvettir ekibi ile okul boyamaya gitmişsin. Orada ne hissettin? Nasıl deneyimlerin oldu? “ sorusu üzerine ALSALH;

“Ben düşündüm ki; Türk arkadaşlar bize çok güzel manevi destek veriyor. Biz neden vermiyoruz? Bu yüzden Ayşegül bize bir haber vermişti. Bir Türk okulunu boyama haberiydi. Ben bunu duyduğumda çok sevindim. Çünkü biz o anda bir şey yapacaktık Türkiye için, Millet için. Yani bu çok önemli bir şey. Bu konuda Türk arkadaşlar ne düşünüyor? Acaba iyi mi, yoksa kötü mü düşünüyor. Bak Suriyeliler bir şey yapıyor diye düşünüyorlar mı acaba? Bunları merak ettik. Son olarak şunu da eklemek istiyorum. Kötülük de vardır. iyilik de vardır. kötü bir şey yaşadıktan sonra her şeyi kötü olarak görmemeliyiz. Her insan kötü değildir. Bütün Suriyeliler de kötü değildir”

Sözleri ile okul boyama deneyimini dile getirmiş, genellemelerden kaçınmamız gerektiğinin altını çizmiştir. Yayın akışı bu şekilde ilerlerken son olarak gelecek ile ilgili bir soru sorulmuştur.

“Gelecek ile ilgili planların nasıl? Türkiye’de kalmayı düşünüyor musun? On yıl sonra ülke bazında kendini nerede görüyorsun?” sorusu üzerine ALSALH;

“Ben inandığım gibi Barış veren her yer benim vatanım. Sadece Suriye değil, Türkiye ikinci vatanım gibi. Dolayısıyla kendimi burada görmek istiyorum.”

Sözleri ile Türkiye’nin ikinci vatanı olduğunu belirtmiştir. Program akışı bu şekilde sonlanmıştır.

Başta; davet isteğimizi kabul edip, yayınımıza deneyimleri ve hikayeleri ile renk katan ve bizlere çok güzel pencereler açan saygı değer Ayşegül DEMİREL, Abdulrahman ALSALH ve Zeynep GEZENÇİFTÇİ arkadaşlarımıza, yayın süreci boyunca moderatör olup, yayın akışını ilerleten grup farkındalık üyesi Nur Selin AKAR’a , yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarımıza ve son olarak yayın süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan izleyicilerimize sonsuz teşekkür ederiz. Bu tarz projelerde buluşmak ve tanışmak dileği ile…

Author : Berrin Çoban

Farklılıklar dikkatini çeken, gençliğinin tüm enerjisini faydalı işlerde harcamak isteyen bir sosyoloji meraklısı 🌈😇

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *