Göç Söyleşileri (Turkish)

GÖÇ SÖYLEŞİLERİ/3 “HER GÖÇ BİR İNSAN, HER GÖÇMEN BİR HİKAYEDİR”

“Hepimiz Göçmeniz” projesi adı altında oluşturulan ve her Pazar günü 22:00’da @Hgöçmeniz İnstagram hesabında yayınlanan “Göç Söyleşileri” programının üçüncü haftasında konuk isim; T.C İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü; Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gökçe OK oldu. Proje koordinatörü Dr. Hakan GÜLERCE moderatörlüğünde ilerleyen yayında genel olarak “Türkiye’nin Göç ve Uyum Politikaları” konuşuldu. Program girişinde Türkiye’de bir göç bakanlığının kurulma ihtimalinin olup/olmadığı soruldu.

“Göç konusu birçok alanda çalışılan, birçok bakanlığın bu konuda çalıştığı ve gayret sarf ettiği bir alan. Belki de başarılı bir alan olmasının sebeplerinden biri de insani noktada ve bilimsel bir şekilde yürütülüyor olması. Bu bağlamda Türkiye’de ya da başka ülkelerde bir Göç bakanlığı var mı? Türkiye’de böyle bir Göç Bakanlığının kurulması düşünülüyor mu? “ sorusu üzerine OK;

“Göçte kriz ve sorun alanı uyum faaliyetleri değil. İkamet vermek de değil. Yani uluslararası koruma Kanunu’nun vermiş olduğu bilgi ile yabancılar ile ilgili işlem yapmak basit bir adımdır; bu otomasyonla da yapılabilir. Esas mesele; düzensiz göç ile mücadele etmektir. Bu bağlamda düzensiz göç ile mücadele edebilmek için etkin bir sınır yönetiminin olması ve kolluk kuvvetlerinin bu konuda çok üstün bir performans sergilemesi gerekiyor. Son üç yıl içinde de kolluk kuvvetlerimiz çok iyi iş çıkarmıştır. Bunun yanında hudut boylarındaki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bunların hemen öncesinde sınır güvenliğini sağlayan Jandarmamız illerdeki İstihbaratımız, ve Sahil Komutanlarımız bu konuda üstün bir kapasite geliştirmiştir. Bu alanlar da İçişleri Bakanlığımıza bağlıdır. Kısacası İçişleri Bakanlığımız Göç yönetiminde ülkeye maddi-manevi enerji kaydediyor. Bu kapasiteyi bilakis geliştirmeliyiz.”

Sözleri ile Göç İdaresi genel müdürlüğünün, İçişleri bakanlığı bünyesinde görev yaptığını ve bu anlamda avantajlı bir konumda olduğunu söylemiştir. Spontane bir biçimde ilerleyen yayında ikinci olarak Türkiye’nin uyum faaliyetlerinin neler , uyum tanımlamasının nasıl olduğu sorulmuştur.

“Göç İdaresi Genel Müdürlüğü olarak uyum politikalarını nasıl kurguluyorsunuz? Türkiye’nin Uyum tanımlaması nedir?” sorusu üzerine OK;

“Türkiye’deki göç politikalarının akılla, bilimle ve mantıkla yönetilmesinin yanı sıra zeminimizi oluşturan iki paradigma var. Bunlardan birisi insanlıktır, diğeri de vicdandır. Göç İdaresi genel müdürlüğünün merkez teşkilatı olarak 200’ün üzerinde, taşrayla birlikte 500’e yakın uyum faaliyeti gerçekleştirdik. Bu faaliyetlerin sayısı her geçen gün artıyor. Arkadaşlarımız da bu işe profesyonel olarak yaklaşıyorlar. Ama tabi, ülkemizde bulunan yabancılar ile empati kurarak yaklaşıyorlar. Uyum tanımlamasına gelecek olursak; sayıları yaklaşık 3.6 milyonu bulan ve geçici koruma statüsü ile ülkemizde kalan Suriyeli kardeşlerimiz var. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu kardeşlerimiz, mülteci değildir, bize iltica etmemişlerdir. Ülke yerindeki müjbir sebeplerden dolayı ülkemize sığınmışlardır. Onları uyumlaştırarak bize katacakları fırsatlar , bizim de onlara katacağımız değerler vardır. Bu konuda uyum tanımlamamız önem arz etmektedir. Asimilasyon, entegrasyon ve adaptasyon gibi batılı kavramları ve terimleri kullanmıyoruz. İçinde insanlık ve vicdan olan uyum, ahenk kelimesini kullanıyoruz. Bize gelmiş, bize sığınmış insanlara insanlık elini uzatmak bir lütuf değildir. Bu bizim kadim medeniyetimizin boynumuza yüklemiş olduğu bir borçtur. Bunu böyle değerlendiriyor, çalışmalarımıza devam ediyoruz. “

Sözleri ile uyum faaliyetlerinin temelde empati yetisi ile gerçekleştiğini belirtmiş, uyum tanımlamasının da batılı terimlerden uzak; insanlık ve vicdan ilkeleri esasında oluşturulduğunu dile getirmiştir. Aynı zamanda uyum konusunda birtakım problemler ile karşılaştıklarının altını çizmiş; bu problemlerin çözülmesinde de devlet kurumlarının etkili olduğunu belirtmiştir. Son olarak Suriyeli sığınmacıların süre bağlamında ülke içindeki konumları sorulmuştur.

“Suriyeli göçmenler veya sığınmacılar üzerinde düşünecek olursak T.C göçmenlerin Türkiye’de kalıcı olduğunu mu düşünüyor? Ya da farklı bir alternatif var mı? Birlikte yaşamaya artık alışmamız gerektiğini mi ifade ediyor?” Sorusu üzerine OK;

“Şöyle ifade edeyim ben; gidecek olana ya da gitme iradesi gösterene ‘gitme kal burada’ demeyiz biz. Ama kalacak olana da ‘ seni buradan atacağız’ diye bir yaklaşımımız da yok. Yaklaşık üç ay önce bir Pazar kule deneyimimiz oldu. Bir ay sürdü. Orada gitmek isteyen kardeşlerimiz oldu. Yaklaşık 160 bin üstünde, 170 bin civarında insan da Meriç sınırını kullanmak marifetiyle karşıya geçtiler ve gittiler. Bugün onların büyük bir çoğunluğu Orta Avrupa’ya ulaşmış durumdalar. Şimdi oraya gitmek isteyen insanlara Türkiye bir mecburiyet getirmez. Ama kalacak insanlar da bizim özellikle Cumhuriyet döneminde kazanmış olduğumuz yüz yıllık yaşam kalitesine, kanunlarımıza ve kurallarımıza uyum sağlamalılar. Bu konuda bir sürü faaliyet yapıyoruz. Sosyal yaşam uyum faaliyetleri, Hak ve Sorumluluklarını anlatan programlar, Uyum buluşmaları, vb. yaptığımız faaliyetlerden birkaçıdır. Sadece Göç Araştırmaları Genel Müdürlüğünün yapabileceği bir iş değil. Kapasitesinin çok üstünde. Bu bağlamda sağlık, eğitim, vb. kurumlar bir kapasite geliştirmenin peşindedir. Yani göçü kriz değil, fırsat olarak göğüsleyip, bu işi selametle bir fırsata kavuşturmada bütün kurum ve kuruluşlar uyanık. “

Sözleri ile bu süreçte Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün yanında tüm kurum ve kuruluşların göç olgusunu bir fırsata dönüştürmede hemfikir olduğunu belirtmiştir. Aynı zamanda gitmek isteyen veya kalmak isteyen göçmenlere de Türkiye’nin bir mecburiyet getirmediğinin altını çizmiştir. Program akışı bu şekilde sonlanmıştır.

Başta; davet isteğimizi kabul edip, yayınımıza renk katan saygı değer Gökçe OK hocamıza, yayın süreci boyunca moderatör olup, yayın akışını ilerleten Grup Koordinatörümüz Hakan Gülerce hocamıza, yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarımıza ve son olarak yayın süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan izleyicilerimize sonsuz teşekkür ederiz. Unutmayalım “ Her göç bir insan, Her göçmen bir hikayedir.” Bu hikayeleri dinlemek dileği ile…

Author : Berrin Çoban

Farklılıklar dikkatini çeken, gençliğinin tüm enerjisini faydalı işlerde harcamak isteyen bir sosyoloji meraklısı 🌈😇

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *