Göç Yazıları (Turkish)

Göçmen Bavulunda Ne Getirir?

Ben bir göçmen bavuluyum. Sahibimle birlikte başka bir ülkeye göç etmek zorunda kaldık. Ülkemizde kimin kimi ne için öldürdüğünü bilmediğim bir savaş başladı. İnsanlar öldü ülkemde, insanlık da öldü de toprak kabul etmediğinden gömemedik. Soracaklar bize neden kalıp ülkeniz için savaşmadınız diye. Kiminle savaşacaktık ne için savaşacaktık. Bana ait olan, beni koruyan bir ailem vardı ama bana ait olan beni koruyan bir vatanım var mıydı? varsa neden başka diyarlara göç etmek zorundaydık. Ben de size soruyorum; üzerimize yağmur gibi bombalar yağarken, sokaklarımız ceset kokarken, kundaktaki bebeklerimiz açlıktan ölürken, siz nerdeydiniz?

Ben bir göçmen bavuluyum. Kapağı, gideceği ülkenin merhametine sığınma umuduyla kapanmış bir bavul… Ellerimiz boş, ellerimiz dolu geldik. Yaralarımızı merhametinizle sarmaya geldik. Yük olmaya geldik, yükünüzü hafifletmeye geldik. Sizden farklıyız ve bu farklarımızla size  zenginlik katmaya geldik. Niyetimiz huzurunuzu bozmak değil, yanımızda getirdiklerimizle yeni bir hayat kurmak.  Ekmeğinizi bölüşmeye ekmek tariflerimizle geldik belki paramız yok ama çalışkanlığımızla iş gücünüze katkı sağlamaya geldik. Hayır niyetimiz işinizi almak değil, işinizi bölüşmek. Birliğinizi bozmaya değil, birlik olmaya geldik. sizden öğrenecek çok şeyimiz var, bizden öğrenecek çok şeyiniz var. Bunları öğretmeye, öğrenmeye geldik. Mesela sizde olmayan kokularımız, esanslarımız var. Daha önce tatmadğınız  yemeklerimiz var. Tualimiz, boyamız yok ama picasso hayranı bir ressamımız var. İpek şallarımız yok ama ipek yapma kabiliyetimiz var.  Yüreği yaralı lakin bin bir yetenekli çocuklarımızla geldik. Onlar bugün çocuk ama yarın minnet duydukları bu vatana, canını bile verecek neferler olacaklar. Biz hem derdimize derman, hem derdinize derman olmaya geldik. Bugün ülkenizde göçmeniz ama yarın bize umut olan bu vatana umut olacağız, gurur olacağız belki de. Ben bir göçmen bavuluyum, içimde bir milletin yaraları ile korkuları ile umutları ile geldim. Bana benzemeyin, size benzemeyelim ne biz köklerimizden kopalım ne de siz değişin. Dilimizle, dinimizle, kültürümüzle hepimiz ayrı bir dünyayız ve size bu  farklı dünyaların kapılarını açmaya geldik. Derdimizi de getirdik dermanımızı da getirdik. Bir tek isteğimiz var sizden, gözlerimizin içine bakın iyice bakın, belki o zaman hiç görmediğiniz bir savaşın tanığı olursunuz ve bizi anlarsınız. Hepimizin bir hikayesi ve bu hikayelerle geldik. Kimimizin annesi gözleri önünde kurşuna dizildi, kimimiz dağ  gibi evlatlarını toprağa verdi, kimimiz de her saniye şahadetini gerektirirdi çünkü her an ölebilirdik. Peki siz hiç ölüme, her an şehadedinizi getirecek kadar yakın oldunuz mu? Ben, en çokta özgürlük hayali ile geldim. Çünkü, başka bir milletin boyundurluğu altına girmektense ölmeyi tercih eden bir  millet ancak  özgürlüğü vaat edebilir bana.  Bir göçmen omuzlarında bin bir yükle gelir kapınıza. Yoldaş olmaya gelir yol olmaya gelir yeter ki yadırgamayın onu, dilinizi de öğrenir kültürünüzü de çünkü artık o komşunuzdur, okul arkadaşınızdır, esnafınızdır, şoförünüzdür, öğrencinizdir hatta belki sevdiğinizdir. Çünkü artık o sizdendir, eğer sizden olmasına izin vermezseniz ne farkınız kalır o zaman onları ülkelerinden söküp atan o insanlardan 

Ben bir göçmen bavuluyum. İçimde bir milletin kültürü ile dil ile bir göçmenin zekasıyla yeteneğiyle minnettarlığıyla vefasıyla gittiğim yere zenginlik getirmeye geldim. Derdime derman, derdinize derman olmaya geldim. Yolunuzdan taşları çekmeye, yolunuza yol olmaya geldim. Ellerim boş yüreğim dolu geldim

Melek Bingöl

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *