Göç Söyleşileri (Turkish)

Göç Söyleşileri / 2

“Hepimiz Göçmeniz” projesi adı altında oluşturulan ve her hafta düzenli olarak Hakan Gülerce moderatörlüğünde ilerleyen “Göç söyleşileri” etkinliğinin ikinci yayınında konuk isim; Harran Üniversitesi Sosyoloji bölüm başkanı ve aynı zamanda Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Prof. Dr. Şevket Ökten oldu. Şanlıurfa’da göç alanında önemli çalışmalara imza atmış Ökten’in yayına bağlanması ile program başladı. Genel olarak “Şanlıurfa’da Göç olgusu, Göçmenlerin Şanlıurfa’yı tercih etme nedenleri , Şanlıurfa’da Göçmen kadınlar” vb. konuların ağırlıkla konuşulduğu programda; ilk olarak Şanlıurfa’da göç olgusu soruldu.

“Suriyeli göçmenlerin bir göç alanı olarak Şanlıurfa’yı tercih etme nedenleri nelerdir?” sorusu üzerine Ökten;
“Suriyeli sığınmacıların Şanlıurfa, Gaziantep, Hatay’ı tercih etmelerinin nedeni göç kuramıdır. Etnik anlamda tanıdıkları bir yer olan Şanlıurfa, Suriyeli göçmenlerin akrabalarının çok olduğu ve kültürlerinin benzer olduğu bir alan konumundadır. Özellikle burada tanımış oldukları aşiretlerin varlığı da bir göç alanı olarak Şanlıurfa’yı tercih etmelerinin sebebidir.

İkinci bir husus da Suriyeli göçmenlerin Sosyo-Ekonomik durumlarına bağlı olarak Şanlıurfa ve Suriye arasında var olan fiziki yakınlıktır. Ulaşım ve ekonomi anlamında kolaylık sağladığı için de tercih ediliyor olabilir. Özellikle ekonomik anlamda durumu iyi olmayan mülteciler yoğun olarak Şanlıurfa’yı tercih ediyor. Şanlıurfa kapasitesinin üstünde mülteciyi kabul etti. Burada mülteci nüfusu genel nüfusun 4/1’ini oluşturuyor”

Sözleri ile iki toplumun kültürel anlamda benzerliklerinin olduğunu, Suriyeli mültecilerin sosyal sermayeleri bağlamında Şanlıurfa’da yaşayan bireyler ile bir akrabalık ilişki ağı içerisinde olduklarını ve bir sınır şehri olma özelliğinden dolayı ulaşım ve ekonomi alanlarında kolaylık sağladığı için Şanlıurfa’nın göç alanında tercih edilen yerler arasında olduğunu dile getirmiştir. Spontane bir biçimde ilerleyen yayında ikinci olarak benzer kültürlerin içerisinde bir farklılık durumunun olup olmadığı soruldu.

“Bütün bu yakınlıklara rağmen, belli bir farklılık var mı? Göçmenler ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar? Sorusu üzerine Ökten;

“Şanlıurfa’nın birlikte yaşama kültürü var. Urfa halkı farklı kültür, din, inanç, vb. savunan bireyler ile bir arada yaşıyor. Bu anlamda ortak kültür taşıdığı göçmenler ile bir arada yaşadı. Ve fazla zorluk çekmedi. Ama genel olarak karşılaştıkları zorlukları söyleyecek olursak; toplumumuzda Suriyeli mültecilere karşı bir ön yargı var. “Savaş oluyor neden geldiniz?” en temel ön yargının başında bu soru geliyor. Oysaki hepsinin ortak hikayesinde şartlar dayanılmaz bir hal almış, ve göç etmek zorunda kalmışlar. Çünkü yaşama hakları tehlike altına girmiş. Süre uzadıkça pozisyon ve statülerine ilişkin belirsizlik arttıkça yerel halkta onları ‘öteki’ olarak görme eğilimi başlıyor ve bu bağlamda bir ön yargı oluşuyor. Bu bağlamda bizlere çok iş düşüyor. Biz; uyumu öğretecek dinamiği ortaya çıkarmalıyız ve bu ön yargıları en aza indirgemeliyiz. Uzun bir süre birlikte yaşayacağız. ”

Sözleri ile mültecilerin karşılaşmış olduğu zorlukları dile getirmiş; ortak bir din, bazı bölgelerde ortak bir dil ve ortak bir kültür temelinde Şanlıurfa’da bir arada yaşama konusunda fazla zorluk çekilmediğini dile getirmiştir. Son olarak göçmen kadınlar üzerinde yapmış olduğu çalışmalara binaen göçmen kadınlar temelinde bir soru sorulmuştur.

“Göçmen kadınlar ile ilgili yaptığınız çalışmalar var. Bu çalışmalar temelinde göçmen kadınlar ne gibi problemler ile karşılaştı? Sorusu üzerine Ökten;

“ Erkekler cephelerde savaştığı için göç eden grubun büyük ekseriyetini kadınlar oluşturuyor. Savaşın en çirkin yüzüne maruz kalanlar kadınlar olmuştur. Kadınların fiziksel yapısı ve toplumsal cinsiyet bağlamındaki konumları onları ‘mecbur ve mağdur’ olarak etkilemiştir. Tecavüz, kaçırılma gibi olaylarda en fazla hasarı kadınlar gördü. Çatışma ortamından kaçarken, kaldıkları mülteci kamplarında, vb. şiddete maruz kaldılar. Göç ettikten sonra iş bulma konusunda dezavantajlı bir durum içerisinde oldular. Çünkü Suriye toplumu kadınların çalışma hayatında olmadığı bir toplum . Daha önce hiç çalışmamış kadınlar, göç sonrasında çalışmaya başlamış; rollerin değişmesi ile bir birlikte travma yaşamışlardır. “

Sözleri ile göç durumunda kadınların yaşamış olduğu temel zorlukları dile getirmiştir. Genel olarak Şanlıurfa’nın Suriye ile kültürel ve coğrafi anlamda yakınlığı göçmenlerin ve ana akım toplumunun uyumuna katkısı olmuştur. Göçmenlere karşı oluşan ön yargıların temelinde tanımama, bilmeme durumlarının olduğu da saptanmıştır. Bu anlamda ortak kültür temelinde bir arada yaşayan bu toplumda farklılıklar da bir fırsat olarak görülüp, kültürel zenginlik sağlanabilir. Başta; davet isteğimizi kabul edip, yayınımıza renk katan saygı değer Şevket Ökten hocamıza, yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarımıza ve son olarak yayın süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan izleyicilerimize sonsuz teşekkür ederiz. Birbirimizi gerçekten tanımak dileği ile…

Author : Berrin Çoban

Farklılıklar dikkatini çeken, gençliğinin tüm enerjisini faydalı işlerde harcamak isteyen bir sosyoloji meraklısı 🌈😇

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *