Göç Söyleşileri (Turkish)

Göç Söyleşileri Başladı

“Hepimiz Göçmeniz” projesi adı altında oluşturulan ‘Göç Söyleşileri’ etkinliğinin ilk konuğu Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel oldu. Proje Koordinatörü Dr. Hakan Gülerce moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşi, “ hgöçmeniz” instagram sayfası üzerinden canlı bir biçimde yayınlandı. Yayınlanan söyleşi’de genel olarak “Göç Nedir? Kime Göçmen Denir?” vb. konular ele alındı. Yayının başında ‘Göç Nedir?’ sorusu bağlamında Adıgüzel göçün tanımını şu sözlerle dile getirdi. “Göç, bir şeyin bulunduğu yerden başka bir yere yerleşmesidir. Ama burada önemli bir nokta var.

Göç sadece fiziksel bir hareketlilik değil; psikolojik, sosyolojik ve kültürel sonuçları olan, göç edenlerin yanında gidilen topluma da etki eden bir hareketliliktir. Bundan dolayı önemli bir konudur. “sözleri ile göç olgusunun öznesinde bireylerin olduğunu ve bireylerin nesnelerden farklı olarak duygularının ve ortak bir kültürlerinin olduğunu bu sebeple de göçün fiziksel bir olgu olduğu bakış açısının yanlış olduğunu dile getirmiştir. “Kime göçmen denilir?” sorusuna ise Adıgüzel “İlkin kendimize veya çevremize baktığımızda hangimiz doğduğu yerde yaşıyor?, ilerde doğduğumuz yerlerde yaşayacak mıyız? Ya da hangimizin babası nüfusa kayıtlı olduğu yerde yaşıyor? Aslında hepimiz; iş, eğitim görme, vb. farklı sebeplerden dolayı doğduğumuz yerde yaşamıyoruz. Bu bağlamda hepimiz göçmeniz.

Göçmen; yetişkin bir ağacın sökülüp, başka bir toprağa zeminine uygun olup/olmamasına bakılmaksızın yetiştirilmeye çalışılmak gibi bir şeydir. Halbuki bir ağacın kök salması, yeşermesi için fidan halindeyken dikilmesi gerekir. Ağaç iken kök tutması çok zordur. Çünkü köklerini salamaz. Yetişkinlik çağında göç etmiş bir birey de bu ağaca benzer. Kök salması, gittiği topluma adapte olması zordur” sözleri ile aslında doğduğumuz yerde yaşamayan her birimizin birer göçmen adayı olduğunu dile getirmiştir. Program spontane bir biçimde ilerlerken; göçmenler ve yerel halk arasında insani bir karşılaşma olduğunu, ve bu karşılaşmanın sonucunda ne tür sorunların yaşanabileceğine değinilmiş, bu konuda Adıgüzel ; “ Birbirinden farklı iki toplumsal grup bir araya geldiğinde farklılıktan kaynaklı küçük bir sürtüşme meydana gelebilir. Ama zamanla iki toplum birbirini tanıdıkça hedeflenen barış/uyum içinde yaşama meydana gelecektir. “ sözleri ile uyum içinde yaşamanın ilk adımı olarak iki toplum arasında bir temasın başlamasının gerekliliğini dile getirmiştir. Bu bağlamda “öteki” ye karşı oluşan korku ve düşmanlığın temelinde tanımamak, bilmemek gibi durumların söz olduğunu ifade etmiştir. “bir dostluk kurduğumuz zaman, onları soframıza davet ettiğimiz zaman, öteki olmadıklarını , korkulacak bir durumun olmadığını anlarız. Bu anlamda temas çok önemli” sözleri ile uyumun belki de ilk adımının temas olduğunun altını çizmiştir.

Uyum konusu ile ilgili söyledikleri bunlarla sınırlı kalmayıp; uyum tanımlamasını da önem arz etiğin eklemiştir. “uyum derken göçmenlerin bizim gibi olmasını istiyorsak, göçmenlerin yok olmasını bekliyoruz. Asimilasyon ile Entegrasyon arasında ince bir çizgi var. Göçmenlerin bir anda dillerini, kültürlerini bırakmalarını istememiz onları yok etmemiz demektir. “ sözleri ile uyum tanımlamasının da önem arz ettiğini belirtmiştir. Son olarak uyum çalışmalarının sadece göçmenler üzerinde değil; göç alan ülkedeki bireyler üzerinde de uygulanması gerektiğini söyledi. Yayın akışı genel olarak bu şekilde Gülercenin, Adıgüzele soru sorması ve soru sonrasında sohbet havasında Adıgüzel’in cevaplaması şeklinde ilerlemiştir. Yayın sonrasında alınan temel fikir ise; göçmenlere karşı oluşan korku ve nefret söylemlerinin temelinde ‘ tanımama, ön yargı ‘ gibi faktörlerin olduğu saptanmış ve bu bağlamda temasın büyük bir önem arz ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Farklı olduğumuz kadar aynı olduğumuzun bilincinde olarak; onları tanıyarak, mutfaklarını belki keşfederek, köprüler kurabiliriz. Bu süreçte özellikle duvar değil, köprü inşa etmenin temelinde birbirini tanımak , bir adım atmak, karşı komşumuzu görmek belki de çok önemli olacaktır. Başta; davet isteğimizi kabul edip, yayınımıza renk katan saygı değer Yusuf Adıgüzel hocamıza, yayın süreci boyunca moderatör olup, yayın akışını ilerleten Grup Koordinatörümüz Hakan Gülerce hocamıza, yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarımıza ve son olarak yayın süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan izleyicilerimize sonsuz teşekkür ediyoruz. Birbirimizi gerçekten görmek dileği ile…

Author : Berrin Çoban

Farklılıklar dikkatini çeken, gençliğinin tüm enerjisini faydalı işlerde harcamak isteyen bir sosyoloji meraklısı 🌈😇

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *